Her yoğun kullanım bağımlılık değildir
Klinik değerlendirmede süre kadar kontrol kaybı, diğer alanların geri plana itilmesi ve olumsuz sonuçlara rağmen davranışın sürmesi önemlidir.
Yoğun teknoloji kullanımı tek başına bir bozukluk anlamına gelmez. Asıl değerlendirme; kullanımın uyku, okul/iş, ilişkiler, fiziksel hareket, sorumluluklar ve kişinin kontrol duygusu üzerindeki etkisine odaklanır.
Bağımlılık davranışını daha anlaşılır hâle getirmek, psikoterapide nelerin ele alınabileceğini göstermek ve süreç hakkında gerçekçi bir çerçeve sunmak için hazırlanmıştır.
Klinik değerlendirmede süre kadar kontrol kaybı, diğer alanların geri plana itilmesi ve olumsuz sonuçlara rağmen davranışın sürmesi önemlidir.
Dünya Sağlık Örgütü, oyun bozukluğunu ICD-11’de işlev kaybına yol açan belirgin bir davranış örüntüsü olarak tanımlar.
Uyku, rutin, sosyal yaşam, duygu düzenleme ve alternatif ilgi alanlarıyla daha dengeli bir günlük yaşam kurmak hedeflenir.
Her başlık kişiye göre farklılaşır. Değerlendirme; belirtilerin yanında günlük yaşam, ilişkiler, tetikleyiciler ve kişinin değişim hedefleri üzerinden yapılır.
Telefon, sosyal medya, oyun veya internet kullanımı nedeniyle uyku düzeni bozuluyor, sorumluluklar erteleniyor, ilişkiler geriliyor veya kişi azaltmak istemesine rağmen bunu sürdüremiyorsa kullanımın işlevi daha ayrıntılı değerlendirilmelidir.
Teknoloji bazen can sıkıntısını, yalnızlığı, kaygıyı veya başarısızlık hissini kısa süreli olarak uzaklaştırabilir. Psikoterapide davranışın yalnızca “fazla” olup olmadığı değil, hangi duygudan kaçınmaya veya hangi ihtiyacı karşılamaya hizmet ettiği araştırılır.
Kullanım takibi, tetikleyici analizi, bildirim ve erişim düzenlemeleri, uyku rutinleri, erteleme döngüsü, alternatif ödül kaynakları, sosyal beceriler ve duygu düzenleme üzerinde çalışılabilir. Amaç kişiye uygulanabilir bir plan oluşturmaktır.
Ergenlerde yalnızca yasak koymak çoğu zaman yeterli değildir. Aile içi sınırlar, ebeveyn tutarlılığı, ortak kurallar, uyku ve ders düzeni ile çatışmayı artırmadan iletişim kurmak önem taşır.
Her durumda tamamen bırakmak gerçekçi ya da gerekli olmayabilir. Teknoloji günlük yaşamın parçasıdır. Bu nedenle terapi çoğu zaman kişinin kontrolünü artıran, zaman ve bağlam sınırları oluşturan sürdürülebilir bir kullanım düzenine odaklanır.
Dikkat sorunları, depresif belirtiler, sosyal kaygı, yalnızlık veya uyku bozuklukları teknoloji kullanımını artırabilir. Bu alanlar eşlik ediyorsa psikoterapi planında birlikte değerlendirilir.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez. Uygunluk ve ihtiyaçlar görüşme sırasında değerlendirilir.
İçerik; uluslararası sağlık kuruluşları ve klinik rehberlerdeki genel bilgiler temel alınarak hazırlanmıştır.